0

Markalar ile Bloglar İletişimde

Son dönemde, markaların bloglara olan ilgisi ve bu konuda çeşitli etkinlikler yapması gerçekten sevindirici. Ülker Cocostar (Yaman Gezgin Kayboldu), Gillette (Fenomen Blogger Project), Uno (Blogger Sofrası), Nokia (Nokia viNe) ve Warner Bros (basın gösterimleri) bu konuda ilk aklıma gelenler. Gerek ürün deneyimlerimizi paylaştık, gerek fabrikaları gezdik ve bilgilendik, gerekse yeni ürün tanıtımları konusunda önemli bir "mecra" olarak değerlendirildik. Bu etkinliklere katılan/katılmayan bir çok blogger da kendilerine değer verilmesinin mutluluğunu yaşadılar.

Bloglara yönelik ilk basın gösterimi "Mustafa" filmi ile başladı. Murat Kahraman bu konuda bir öncülük ederek, friendfeed'de bu etkinliği bizlere duyurmuştu. Yaklaşık 1 ay sonra da "Body of Lies - Yalanlar Üstüne" filminin basın gösterimi için tekrar bir araya geldik ve Warner Bros Türkiye'den Duygu Kutlu ile tanıştık. Duygu Hanım'ın sıcak tavırları ve yaptığı açıklama, bu basın gösterimleri hakkında düşüncelerimizi daha da netleştirmiş, bizi pozitif yönde etkilemişti. Duygu Hanım açıklamasında; blogumuzda film ile ilgili görüşlerimizi yazıp yazmamamız konusunda rahat olmamızı, böyle bir beklenti içinde olmadıklarını ve bu gösterimleri tekrarlamak istediklerini belirtiyordu. Bence bu, zamanlama ve içerik açısından çok doğru bir açıklamaydı. Hem ilgiyi ve ortamı hem de filmi beğenmiştik.

Geçtiğimiz hafta perşembe günü de "Yes Man - Bay Evet" filminin basın gösterimine katıldık. Geçtiğimiz gösterime oranla bu sefer daha fazla katılımcı vardı. Filmin eğlenceli konusuna Jim Carrey'nin performansı da eklenince salonda kahkahalar eksik olmadı.

Warner Bros Türkiye, şu an için bu gösterimleri özel salonunda yapıyor ve bir süre sonra bu salonun yetmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü bu basın gösterimleri en eğlendiğimiz etkinlikler arasında yerini aldı ve katılımcıların sayısı giderek artıyor. Warner Bros Türkiye ile Duygu Kutlu'ya bu etkinlikten ve gösterdileri ilgiden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.

1

Basit Bir Girişimcilik Hikayesi

Ulaşım için saatine göre farklı araçları ve yolları tercih ederiz. Tam akşam trafiğinde de Taksim'den Üsküdar'a trafiğe girmeden gitmenin en uygun yolunu Füniküler ile Kabataş İskelesi oradan da motor ile Üsküdar olduğunu düşünerek yola çıktım. Kabataş İskelesi'ne gelene kadar problem yoktu fakat motorun yarım saat sonra kalkacağını öğrenmek pek de şık olmadı doğrusu. Kim beklemeyi ister ki özellikle de İstanbul'da! Herkes iskelenin dışındaydı, kimi sigarasını tüttürüyor kimi de yanındakiler ile sohbet ediyordu. O sırada iskeleye yeni gelen bir kadın bana doğru yaklaşarak aceleci bir tavırla "Motor seferleri bitmiş mi, motor yokmuymuş?" diye sorunca aşağıdaki şu diyaloğu yaşadık:

- Ben: Var ama 21:30'da kalkacakmış.
- Kadın: Saat kaç acaba?
- Ben: 21:05.
- Kadın: Teşekkürler.. E peki burada bekleyecek misiniz? İki kişi daha bulup bir taksi dolmuş yapabiliriz ve Beşiktaş'tan hemen binebiliriz!

Yaşanan bu diyaloğun sonunda kadının söylediği mantıklı gelmişti, halbuki bunu o an hepimiz düşünebilirdik veya belki de düşünmüştük ama o özgüveni ve cesareti göstermeyip ilgisiz kalmıştık. Aslında benim de acelem vardı ve bir anda ikna oldum. Derken kadın yakındaki bir çifte yaklaşarak aynı sözleri tekrarladı: "Pardon, yarım saat burada bekleyecek misiniz? Taksi dolmuş yapıp Beşiktaş'tan hemen binebiliriz. Ne dersiniz?". Çift de benim gibi bu makul teklif karşısında ikna olmuş ve tamam demişlerdi. 4 kişi tamamlanmıştı ve taksiye binip Beşiktaş'a gitmek kalmıştı. Hemen yoldan bir taksi çevirdik ve Beşiktaş'a doğru yola koyulduk. İskeleye geldiğimizde herkes bozuk paraları ayarlarken girişimci kadın bu konuda biraz geç kalmıştı. Çünkü biz parayı tamamlayıp taksiciye iletmiştik bile. Elindeki parayı da kibarca reddettik. Ondan para beklentimiz yoktu, bizi toplamış ve bu hareketi tetiklemişti. Evet benim gözümde o kadın bir girişimciydi, samimiyeti, inancı, özgüveni ve ikna kabiliyeti de bir hayli yüksekti. Bu işten hepimiz karlı çıktık. Bireysel davransak ve aynı yolu izlesek hepimizin cebinden 4 YTL çıkacaktı. Halbuki 1.5 YTL ye çabuk ve rahat bir şekilde işimizi görmüştük.

Girişimcilik hayatın her anında, her alanında var. Önemli olan, problemi iyi analiz edip çözüm üretmek, buna inanmak ve diğerlerini de bunun doğru olduğuna ikna etmek. Karmaşıklaştırmayın, anlık basit çözümler herkese fayda sağlayacaktır.

1

Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa

Mustafa Kemal AtatürkPazartesi sabahı, Yusuf ile birlikte "Mustafa" isimli belgesel filmin basın gösterimine katılmak üzere yola çıktığımızda pek keyifli bir yolculuk olacağını düşünmüyordum, malum İstanbul trafiği. Oysa hiç de öyle olmadı, trafik yoktu ve keyifli bir sohbet eşliğinde güzel bir yolculuk olmuştu bizim için. Astoria'ya geldiğimizde dostlarımızı orada görmek bizi daha da bir keyiflendirdi. Sinema salonuna girdiğimizde, en üstte yer alan localardan birine kurulduk hemen Ali, Muammer ve Yusuf ile birlikte. Herkes gibi ben de meraklı ve heyecanlı bir bekleyiş içerisindeydim. Ve ışıklar söndü, "Mustafa" başladı.

Goran Bregoviç'in o müthiş ezgileri ile kendimizi kaptırmıştık bile. Perdede ise özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz bir büyük kahraman "Mustafa Kemal Atatürk" vardı. Bu belgesel filme neden "Mustafa" ismi verildiğini de izledikten sonra daha iyi anladım. Çünkü Can Dündar bu belgeselde Atatürk'ün de bir insan olduğunu ön plana çıkararak, ilişkileriyle, stratejileriyle, fedakarlıklarıyla O'nun hayatını bir hikaye tadında gözler önüne seriyordu. Atatürk'ü bu yorumla ilk defa izliyorduk ve hepimiz nefeslerimizi tutmuş O'nunla beraber aynı duyguları, aynı tarihi biz de yaşıyorduk. O'nunla üzülüyor, O'nunla isyan ediyor, O'nunla coşuyorduk. Ve düşman Anadolu'dan püskürtülürken fonda İzmir Marşı çalmaya başlıyordu "İzmir'in dağlarında çiçekler açar".. Tüylerim diken diken olmuştu, müthiş bir duygu seline kapılmıştım. İşte o an bağıra bağıra marşa eşlik etmek istedim. Ayağımla tempoyu eksik etmemiştim tabi ki ama yeterli değildi. Cumhuriyetimizin 85. kuruluş yıldönümünde haydi hep beraber haykıralım "Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa". Seni daima hatırlayacağız..

Beyaz perdede bir kere daha izlemeyi planladığım bu filmi herkese -hem de hiç düşünmeden- tavsiye ediyorum. Tebrikler Can Dündar, Goran Bregoviç ve tüm ekip. Teşekkürler NTV, KO'MEDYA, SABANCI ve kral adam Murat Kahraman ;)

0

Türkiye'den Global Bir Girişim Örneği

Sen kalk, 10 sene çalıştığın güzelim pazarlama işini bırak, blog yazarak geçimini sağla. Olacak iş mi? Olmuyor değil, hatta yapan çok da güzel yapıyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında bu güzel işini bırakarak blogdan para kazanmayı hedefliyordu Mert Erkal. Daha önce de blogundan para kazanıyordu ama aldığı bu cesur kararla tek geçim kaynağı olarak blogunu seçmişti ve bunda gerçekten de kararlıydı. Ne mutlu ki, Mert'in yaşadığı bu süreçlerin hemen hepsine tanık olma şansını yakaladım.

Hatırlarsanız Etohum toplantısının fotoğraflarında Mert ile Burak hoca konuşurken objektiflere böyle yakalanmışlardı. Yorumlarda da gördüğünüz gibi orada ne konuştukları üzerine çeşitli senaryolar üretmiştik. O zaman üzerine konuştukları konu ise Mert'e gelen sözleşmenin içeriği idi. O sözleşmeler imzalandı ve yoğun tempo ile çalışmalara başlandı. Mert, Yunanlı internet girişimcisi ortağı Vasilis Pasparas ile birlikte dünyanın ilk basılı/dijital blog dergisi Bloghology'yi hazırladılar ve bu haftasonu Blog World Expo konferansında görücüye çıkarıyorlar. Steve Rubel, Guy Kawasaki, Tim Ferriss, Chris Brogan gibi bloggerların da katılacağı, Las Vegas'taki bu konferans sayesinde 100,000 Internet kullanıcısına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Şu ana kadar Yaro Starak gibi popüler blogculardan (40,000+ okuyucu) çok olumlu yorumlar aldılar. Yaro'nun yorumuna buradan ulaşabilirsiniz.

Amerikalı, Hintli, Endonezyalı ve Ukraynalı blogcuların yanı sıra Türk blogcuların da yer aldığı dergide Mert baş editör olarak görev alıyor. Dergi her ay dijital ortamda ücretsiz olarak takip edilecek. Ayrıca her 3 aylık periyotlarda 40,000 adet kopyadan oluşan basılı dergi de yer alacak. Basılı dergi maliyeti posta masrafları da dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri için 20 Euro, diğer tüm bölgeler için 30 Euro olarak belirlenmiş.

Eğer siz de Bloghology'nin ilk sayısını dijital ortamda okumak isterseniz http://digital.bloghology.org/ adresine gidip ücretsiz üye olabilirsiniz. İlk sayı da microblogging'den podcasting'e birbirinden ilginç blog konuları hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.

Mert ve Vasilis Pasparas Bloghology'yi sadece bir blog magazini olarak değil, Internet'in blogcu katılımlı en geniş sosyal ağlarından biri haline getirme vizyonuna sahipler. Bu bağlamda www.bloghology.org sitesi çok yakında bambaşka bir görünüme kavuşacak. Ayrıca www.whatsnextinblogging.com ile sadece blogculara dair haberlerin yer alacağı bir ortam da yaratılıyor.

İşte Türk - Yunan işbirliği, işte sizlere global bir proje. Demek ki inanınca ve çalışınca oluyormuş. Yazlıkta evin balkonunda o sıcakta gece-gündüz çalışarak, çok kısa sürede bu kadar ciddi yol almanız gerçekten etkileyici ve sevindirici. Mert tekrar tebrikler, ayrıca dergi de gerçekten güzel olmuş. İyi ki Türkiye'deyim 10 Euro kazançlıyım :)

2

Etohum Buluşmasından Çok Özel Notlar

Etohum Resimleri
Geçtiğimiz hafta Etohum buluşmasında, Cem-Mert Hürtürk kardeşlerden bir email marketing ürünü olan Oempro'nun geliştirme süreçlerini, yurtdışında nasıl 15.000 müşteriye ulaştıklarını ve Wridea.com'u dinledik. Yeni kişilerle tanıştık, kahvelerimizi yudumlarken internet projelerini tartıştık. Bu arada gözden kaçanlar olmadı mı, tabi ki oldu. Yakalayabildiğim bazı ilginç notları şimdi sizlere de aktarıyorum.

  • Tio ile FF Team halı saha maçı için anlaşmalar yapıldı. (her ne kadar Tio ekibi buluşma sonrasında ertelemeye gitse de, 20 Ağustos akşam 7-8 için söz kesildi)
  • Burak Hoca ile Mert teklif dosyasını incelerken Tuğçe'nin kamerasına yakalandı.
  • Televidyon ekibi ilk kez kameralarıyla yer aldı.
  • Burak Hoca etohum.tv için röportajları yaptı, gelen sorular karşısında kimse ne cevap vereceğini bilemedi.
  • Harun ile birlikte çok kaçtık kameradan ama bir anda Burak Hoca'ya yakalandık :)
  • Ersan Özer'i bundan sonraki toplantılarda da göreceğiz sanırım.
  • Serdar Kuzuloğlu buluşmaları çok sevdi, bu hafta da bizimleydi.
  • Almanya'dan Sina Afra etohum buluşmalarındaydı.
  • Sivas'tan bile katılan vardı bu toplantıya :)
  • Yeni projelerin yolda olduğunu fısıldadı birileri.
  • Buluşma sonrası bazıları Taksim'e bazıları ise Ortaköy'e kaçtı. Kimse çağırmadı :p

Etohum Buluşması - Mekanist.netHaftaya Mekanist.net'in yer alacağı Etohum buluşmasında yepyeni notlarla tekrar karşınızda olacağım. Gözden kaçan notlar varsa buraya eklemeniz şiddetle tavsiye edilir ;)

Etohum Buluşması - Mekanist.netAyrıca bu ay Likemind da geldi çattı, Cuma günü saatler sabah 8'i gösterirken Kanyon Starbucks'da görüşmek dileğiyle.

0

Etohum Buluşmaları Başladı

Geçtiğimiz hafta etohum buluşması Goril A.Ş. 'de yapıldı ve marketimden.com'u ağırladı. Artık her hafta çarşamba günleri 17:30-19:30 saatleri arası düzenlenecek olan etohum buluşmasının bu haftaki konuğu takasmerkezi.com. Katılmak isteyen herkezi keyifli internet sohbetlerine bekliyoruz.

Bu haftaki etohum buluşması etkinlik detayı için
http://www.new.facebook.com/event.php?eid=30118496354

Facebook etohum grubuna katılmak için
http://www.new.facebook.com/group.php?gid=32020066512

0

Girişimci Yatırımcı Buluşması Olan "Etohum" Yeşeriyor

etohumSiz de çevrenizdeki başarı hikayelerini dinleyerek, onlardan biri olmak, kendi internet şirketinizi mi kurmak istiyorsunuz? İnternet üzerinde geliştirmek istediğiniz, inandığınız iş modelleriniz mi var? Siz de birer girişimci mi olmak istiyorsunuz? Peki bu işin profesyonelleri biraraya gelerek, eğitim imkanı sağlasa, sizlere danışmanlık yapsa ve aynı zamanda sizi bu alandaki yatırımcılarla buluştursa nasıl olur? Evet, bence de harika olur. Nisan-Mayıs 2008 tarihleri arasında e-fikrim yarışmasını düzenleyen Burak Büyükdemir bir ilke daha imza atarak, Türkiye'de internet girişimciliği sektörünü büyük ölçüde canlandıracak olan etohum projesine imza atıyor.

etohum, yeni ekonomi konusunda bilgi ve fikir sahibi, kendi internet şirketini kurmak isteyen genç girişimcilerle; şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getirmeyi amaçlayan platformdur.

Başvuru yapanlar arasından seçilecek uygun 30 aday/ekip internet girişimciliği eğitimi alacak, iş planlarını hazırlarken koçluk ve yönlendirme yapılacak, hazırladıkları internet girimciliği iş planlarını bireysel, kurumsal yatırımcı ve şirketlere sunmaları sağlanacaktır.

İnternet konusunda yeni iş fikri olan henüz şirketini kurmamış, iş fikrini gerçekleştirmek için şirketini kurmak üzere olan, internet şirketini / yeni girişimi kurmuş, sermaye, yönetim, pazarlama ve diğer desteğe ihtiyacı olan herkes etohum’a başvuru yapabilir.

Ağustos 2008′den Mayıs 2009′a kadar sürecek olan süreçte internet girişimcisi olmak isteyenlere yeni işe başlama eğitimiyle uygun girişimcilik ortamının sağlanması ve iş planlarının yatırımcı olabilecek şirket, kişi, yatırımcılar tarafından değerlendirilmesini sağlayacak bir ortamın sağlanması amaçlanmaktadır.

"etohum bir yarışma değildir, fikrinizi göndereceğiniz bir platform değildir, para ödülü kazanabileceğiniz bir yer değildir!"

Son aldığım bilgilere göre yerli yatırımcıların yanısıra yabancı yatırımcılar da etohum'a çok yakından ilgi gösteriyorlarmış. Şu an kapalı beta olarak yayında olan etohum websitesi, yakın dönemde açılacak ve başvuruları kabul etmeye başlayacak. Websitesi açılana kadar, Burak Büyükdemir'in "Kümesteki Kartal Neden Uçamaz? Türk Girişimcilerin İnternet Serüveni" adlı kitabını ve metacafe.com'da yer alan videoları izlemenizi tavsiye ederim.

0

İnternet, Teknoloji Ve Pazarlama Üzerine Haziran Etkinlikleri

20 Haziran 2008 Cuma, sabah 08:30'da yapılacak Likemind İstanbul buluşması her zamanki gibi Kanyon Starbucks'da olacak, etkinlik bilgisine buradan ulaşabilirsiniz. Likemind Ankara buluşması ise 20 Haziran 2008 Cuma, akşam 18:30'da Kavaklıdere Cafe Crown'da düzenlenecek, bu etkinlik ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Likemind nedir merak edenler, daha önceki yazıma buradan ulaşabilir.

28 Haziran 2008 Cumartesi günü Techcrunch & Webrazzi Meet Up, Conrad Hotel'de gerçekleştirilecek. Katılmak için hemen kaydınızı yaptırmanız gerekiyor, çünkü 400 kişi ile sınırlı bu etkinliğe şu an yaklaşık 250 kişinin kayıt yaptırdığı iletildi. Online davetiye için hemen buraya tıklayınız.

0

İnternet Ve Pazarlama Üzerine Keyifli Etkinlikler

e-fikrimÖncelikle 10 gün önce yapılan e-fikrim proje yarışması, aynı zamanda internetin önde gelen isimlerinin de katıldığı bir panele ev sahipliği yaptı. Moderatörlüğünü Burak Büyükdemir'in yaptığı panel çok keyifliydi ve yeni girişimciler için de çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Yeni e-fikrim'i merakla bekliyorum, bence ajandanızda mutlaka yer alması gereken üst düzey bir organizasyon. E-fikrim hakkındaki geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Web insanları kapalı buluşması15 Mayıs Perşembe günü, 19:00-21:00 saatleri arasında Kanyon Starbucks'ta gerçekleştirilecek olan "Web insanları kapalı buluşması" etkinliği, Botego kurucu ortağı Ekim Nazım Kaya tarafından organize ediliyor. Facebook'tan şu anki katılımcılara baktığımda çok keyifli internet ve pazarlama sohbetleri olacağı kesin. İkincisi düzenlenecek olan etkinliğin en ilgimi çeken yanı ise tanımının "kendini web'le tagleyen herkesi çağırabilirsiniz" olması. Kaçırılmaması gereken bu etkinlik ile ilgili geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


LikemindLikemind buluşmaları tüm dünyada ayda bir aynı gün içinde düzenlenen, yapıldığı yere ve katılımcılara göre içeriğinin farklılık gösterdiği ve gündemi o an kendiliğinden oluşan keyifli bir etkinlik. Türkiye'de İstanbul ve Ankara'da yapılan Likemind buluşmalarının İstanbul'daki ayağını kaçırmamaya çalışıyorum. Likemind İstanbul buluşmasının içeriği "benzer zihinli pazarlama insanlarının aylık keyifli sohbeti" olarak geçiyor. Sabahın erken saatlerinde olmasına rağmen, gerçekten de söylendiği gibi keyifli ve güzel geçiyor. 16 Mayıs Cuma, sabah 08:30'da yapılacak İstanbul buluşması bilgisine buradan ulaşabilirsiniz. Likemind Ankara buluşması ise 16 Mayıs Cuma, akşam 18:00'da düzenlenecek, detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Likemind Global
Likemind İstanbul Facebook Grubu
Likemind Ankara Facebook Grubu

0

Sosyal Ağlara Takılmak

Hayatımızı kolaylaştıran, bize zaman kazandıran, ilişkilerimizin boyutunu değiştiren ve bizi asosyalleştiren interneti bir yandan da sosyalleşmek için kullanıyoruz. İnsan olarak en önemli ihtiyaçlarımızdan biri de, bir yere ait olma duygusudur, kısaca buna sosyalleşme ihtiyacı diyebiliriz. Bu durum sosyalleşmemizi, ilişki kurmamızı ve yaptıklarımızın bir anlam ve zenginlik taşımasını sağlar. İnternet üzerinde de çeşitli farklılıklarıyla uzun zamandır hayatımızda yer edinen sosyal ağlar (social network) bu konudaki en büyük yardımcılarımız konumundadır.

Universal McCann Eylül 2006 ve Haziran 2007 araştırmalarının devamı olarak Mart 2008'de yaptığı sosyal medya (social media) araştırma raporunu yayınladı. 29 ülkeden toplam 17.000 kişinin yer aldığı araştırmaya göre, sosyal ağ (social network) kullanımı önceki dönemlerle karşılaştırıldığında hızlı bir artış içerisinde. Yine araştırmaya göre, en az bir sosyal ağda yer aldığı tahmin edilen toplam kullanıcı sayısı 272 milyon.
sosyal ağ kullanım eğilimleriKullanım eğilimlerinde en çok payı alan mesaj gönderme olmazsa olmazlardan. Kullanıcıların içerik oluşturduğu bölümlere baktığımızda ise önceki dönemlere kıyasla resim yükleme, video yükleme ve blog yazma büyük oranlarda artış gösteriyor. Özellikle facebook'un yayılmasıyla sosyal ağlardaki kullanıcıların uygulama yükleme oranı (%21), video yükleme oranı (%23) ile hemen hemen aynı duruma geldi. Araştırmanın bloglar ile ilgili sonuçlarına Harun'un blogundaki bu yazıdan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak sosyal ağlar, internette en çok zaman geçirilen önemli bir durak olma yolunda ilerliyorlar. Şu an yapılan internet projelerinin bir çoğu da sosyal ağların ara ihtiyaçlarına çözüm bulmaya yöneliktir. Önümüzdeki dönemde mevcut sosyal ağlarla entegre internet projeleri giderek artacak, internet girişim projeleri ile ilgilenen veya çeşitli proje fikirleri olan arkadaşların, bence bu alanı (özellikle Türkiye için) çok iyi şekilde değerlendirebileceklerini düşünüyorum.

0

Hakia, Türkiye'yi Anlamaya Başlamış Bile!

Hakia Popüler OdalarHakia, semantic web tekniklerinin kullanıldığı bir arama motoru. Daha özetle iddiası, kullanıcının isteğini en iyi şekilde yorumlayıp, kullanıcının aradığına en yakın sonuçları listelemesidir. Aynı zamanda aradığınız kelimeyi daha önce kimlerin aradıklarını ve aradıkları içerik hakkındaki yorumlarını görebilir, yorum ekleyebilirsiniz.

Hakia, geçtiğimiz ay içerisinde hizmetine Türkçe dil desteğini de eklemişti. O zamandan bu yana yapılan aramalar ve yapılan yorumlara bakıldığında, Türkiye'de öne çıkan başlıklar resimde de gördüğünüz gibi; "tiyatro, PKK Krizi, besiktas, Türkler Facebook rekoru kırdı!, türban sorunu, Bireysel Kredi, Bedava MP3, komik fıkralar, Sahibinden Ankara, Emlak İstanbul"dur. Daha şimdiden Hakia, bizi tanımaya ve anlamaya başlamış sanırım.

0

En İyi Ben Bilirim!

İnternet OtoritesiYanlış anlaşılmasın kendim için söylemiyorum, şu an bilgisayarı açmasını bilen ve google.com yazabilen herkes söylüyor. İnternette bir iki "site" gezen kendini "internet gurusu" ilan ediyor. Web 2.0 için "yuvarlak köşeli cilalı tasarımlar" diyenlere mi yanalım, yoksa 10 günde "web tasarım uzmanı" garantisi ve sertifikası veren kurslara mı? Ama kızmamak lazım, çünkü mazeretimiz var. Biz böyle yetiştirilmişiz, çevremizden böyle görmüşüz. Nedir? Evde, kahvede, otobüste, televizyon ve radyolarda, hemen her yerde birbirini tanımayan iki insan bile Türkiye'yi kurtarmaktadır. Hep kişiler sorgulanır, fikirleri sorgulanmaz.

Eleştirmeyi bilmeyiz ama gene de herşeyi eleştirirmekten geri kalmayız. Çözüm üretmeyiz çünkü üretilmiş çözümler vardır, aralarından birini seçer savunuruz. Araştırmayız, birileri bizim için araştırmış ve doğru(!) olanı bulmuştur, anında destekleriz. Sizin tecrübeniz, araştırmalarınız, yetenekleriniz önemli değildir. Çünkü "onlar" hiçbir şey bilmedikleri halde, sizden daha iyi bildiklerini iddia ederler ve hemen her konuda fikir sahibidirler, hatta kimileri kendini çoktan otorite bile ilan etmiştir. Konfüçyüs'ün dediği gibi "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir". Yazık ki o fikir bile bize ait değil!

0

Operasyonlar Sürüyor!

internetimizi ellemeyinGoogle groups mahkeme kararıyla kapatıldı! Yazılacak o kadar çok şey var ki.. Ama bu haberlerden sonra tadım tuzum iyice kaçıyor. Vakit "artık yeter" deme vakti, musluk kapatır gibi site kapatılıyor. İşin ehli insanlardan bir ekip oluşturup, bu ekibin danışmanlığında çağa, özgürlüğe ve mantığa uygun bir internet yasası hazırlanması gerekmektedir.

1

Coke Zero Game, Advergame Bu mudur?

Coca Cola Zero AdvergameEvet, advergame işte budur. Video ve oyunu mükemmel efektler ile birleştirerek advergaming'de neler yapılabileceğini burada görebiliriz. 4 bölümden oluşan oyunlar, aslında yıllardır kullandığımız çok ama çok basit oyun kontrollerini kullanmaktadır. Bunları tek tek yazmayacağım, zaten oyunu oynadığınızda göreceksiniz. Evet kontroller çok kolay fakat iyi puan kazanabilmek için doğru zamanlamayı yapmak zorundasınız. Oyun kurgusu, kolay oynanabilirlik, görsel efektler, 3D animasyonlar ve videolar ile North Kingdom müthiş bir iş çıkarmış. Tabi "Coke Zero Advergame" için onay veren, bu projeye inanıp ciddi yatırımlar yapan Coca Cola yöneticilerini de unutmamak gerek. Eğer bu efektlerin, videoların, animasyonların ve proje gelişiminin kamera arkasını merak ediyorsanız buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. İnteraktif Pazarlama çalışmalarını anlamsız bulanlar lütfen oynamasın ;)

0

En Hızlı Kim?

3M En Hızlı Kim AdvergameÜlkemizde, interaktif pazarlama kampanyaları konusunda ne zaman belli standartları yakalayacağız diye yakınıp dururken, bugün karşılaştığım "3M - en hızlı kim" advergame ile bu konularda doğruları yakaladığımızı görmek gerçekten sevindirici. Çok iyi biliyorum ki interaktif kampanyalarda müşterileri ikna etmek hiç kolay değildir. Fakat görüyorum ki "Wanda Digital" tarafından 3M için yapılan bu advergame, gerçekten olması gerekeni çok iyi yakalamış ve bunu müşteriye kabul ettirebilmiş. Öncelikle advergame'e katılmak için herhangi bir üyelik formu doldurmak zorunda değilsiniz. Oyunu oynamaya hemen başlayabiliyorsunuz. Oyunu oynadıktan sonra süre skorunuzu kayıt etmek için sizden istenen 4 maddelik basit bir form var. Formu doldurup skorunuzu kayıt ettirebiliyorsunuz.

Oyunun sabit mekanlar ve sabit objelerden oluşması oyunu biraz tekdüzeleştirmiş. İyi bir süre skoru yapabilmek için 3-4 kere oynayabilirsiniz, ama daha fazla değil. Veya arkadaşlarınıza hangi mekanda hangi obje olduğunu sıra sıra söyleyebilirsiniz. Bunu minimuma indirmek amacıyla mekanlar her seferinde farklı sırayla karşınıza geliyor ve bu da hafızanızı yanıltarak size zaman kaybettiriyor. Objelerin de yeri değiştirilebilir miydi acaba? Görsellere bakarak pek mümkün olduğu söylenemez. Objeler, tamamen birbirinden farklı, çok uç ürünlerden oluşmakta. Bu da firmanın bu konudaki pazarlama stratejisini gösteriyor. Güvenliğini test etmedim ama sonuçta bu da ajansın yaptığı ilk iş değil. Mutlaka gerekli güvenlik testlerini yapmışlardır. Grafik tasarım ve proje modellemesi anlamında başarılı bir interaktif pazarlama kampanyası olduğunu düşünüyorum.

2

Güler misin Ağlar mısın?

Şehir Tiyatroları Online Bilet SatışıHala bir form nasıl yapılır öğrenemedik. Teknoloji bu kadar gelişmişken, imkansızı isteme lüksüne sahipken gördüğüm form örnekleri beni dehşete düşürüyor. Geçtiğimiz gün, İBB Şehir Tiyatroları'na bilet almak için İBB Şehir Tiyatroları Online Bilet Satışı sitesini kullanmak istedim. Ne güzel, biz yerimizden kalkmayalım, teknolojinin nimetlerinden faydalanalım diye böyle bir hizmeti halkın kullanımına açmışlar. Fakat gelin görün ki, bilet satış işlemindeki son adım olan ödeme formunu gördüğünüzde şaşırmamak elde değil, şaka gibi.

Öncelikle bilet alabilmeniz için "adınız soyadınız" 15 karakterden kısa olmalı! Eğer öyle değilse, size isminizi uygun bir şekilde kısaltma imkanı tanınmış (o nasıl olacaksa artık!), fakat bileti alırken kimlik gösterme zorunluluğunuz var bunu da unutmayalım. O yüzden bileti almadan önce nüfus idaresine giderek, yaptığınız isim kısaltmasını kimliğinizde de yaptırın ki herhangi bir problem yaşamayın. Benim adım soyadım 15 karakterden az, anne ve babama buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Ama 15 karakterden uzun ad soyada sahip kişiler için bir kaç önerim yok değil. Örneğin: Abdullah Karacan->Apo, Mustafa Dağdeviren->Musti vs..

Ödeme formuna; kredi kartı numarası, son kullanma tarihi, CVC2 gibi bilgileri sanal klavye ile girebiliyorsunuz. Ama klavyenin içindeki "H" ve "S" tuşları ile nasıl bir sayıyı yazabileceğimi çözemedim. Çözenler lütfen yorumlarını esirgemesinler.

Adınızı ve soyadınızı küçük harflerle giremezsiniz, hepsini büyük harflerle yazmanız gerekmektedir. Madem küçük yazdığımı anlayabiliyor sevgili teknoloji, yazdıklarımı kendi neden büyütemiyor? Hayatında program yazmaya yeni başlayan insanların, ekrana "hello world" yazdırmalarından sonra yapabilecekleri en kolay iş, karakterleri küçültüp büyütmektir. Çünkü bunun için ek birşey yapmanıza gerek yok, kullandığınız programlama dili her ne olursa olsun bu function'ı kendi içinde barındırıyor.

Bahsettiğimiz şehir İstanbul, Dünya'daki sayılı metropollerden. 15 milyonluk bir nüfusa sahip böyle bir şehirin belediyesinin, internet alanında yaptığı bu işlere bakınca gerçekten üzülüyor insan. Tiyatroyu ne kadar çok önemsediğimiz ortada. Merak ettiğim konu ise Belediye ve benzeri kurumlarda çeşitli dallarda danışmanlık hizmeti veren işin ehli insanlar varken, internet alanında danışmanlığa gerek mi duyulmuyor acaba? Kişi olmasa bile işi bilen bir firmayla anlaşıp bu işi doğru bir şekilde yaptırmak çok mu zor? Aslında hiç de zor değil, ama zoru başarmışlar ve en basit en küçük bir formu bile ne hale getirmişler. Kimin eseri, kimin bilgisi, kimin onayıyla yapıldığını bilmiyorum ama bu iş dünyada ilk defa yapılmıyor. Nasıl yapılacağını bilmiyorsan gider benzer örnekleri inceler, en uygununu (aynısını) yaparsın.

Form görüntüsüne buradan da ulaşabilirsiniz.

0

Klavye ile Sörf Zamanı

Klavye ile sörf zamanıWeb sitelerini, blogları rahat gezebilmek için geliştirilmedik fare kalmadı. Navigasyon tekerleğinden tutun da 5-10 tuşlu olanına kadar çeşit çeşit fare var piyasada. İnternet kullanıcıları fare kullananlar ve klavyeden vazgeçmeyenler olmak üzere ikiye ayrılır. Eren'in blogu SiberKültür'e girdiğimde "SiberKültür ile oynayın" başlıklı yazısı dikkatimi çekti. Eren diyor ki; "blogumu artık klavye tuşları ile gezebilirsiniz", nasıl yani? Şöyle ki, "W" önceki yazıya, "S" sonraki yazıya, "A" önceki sayfaya, "D" sonraki sayfaya gidiyor, ayrıca "H" ile de anasayfaya dönebiliyorsunuz. Mutlaka olması gereken bir şey mi bence değil, olmasa da olur ama benim gibi klavyeci biri için biçilmiş kaftan.

0

Yahoo, Microsoft'un Teklifini (niye) Reddetti?

Yahoo, Microsoft'un satın alma teklifini reddettiYahoo, Microsoft'un satın alma teklifini reddettiğini açıkladı. Yahoo'nun gerçekten Microsoft'a satılabileceğini düşünen var mıydı, merak ediyorum. Yahoo, tam da yeni dönemde atacağı adımların alt yapısını hazırlamış ve bulunduğu durumdan çıkış planları yaparken, neden satsınlar ki diye düşünmüştüm. Microsoft, Yahoo tarafından atılacak olan bu adımların sonucunu tahmin etmiş olabilir mi? Veya Yahoo'nun geçtiğimiz döneme ait kötü performansını göz önünde bulundurarak, şansını denemek istemiş olabilir mi?

Beklentiler, Microsoft'un lobi çalışmalarında bulunacağı yönde. Ben ise Amerika'da yaşanan krize bağlı olarak yapılan bu teklifi, tamamen Amerikan ekonomisini düze çıkarma amaçlı insanlara bir umut olması sebebiyle yapıldığını düşünüyorum. Ve geçici bir durum olarak yorumluyorum. Yahoo satılabilir! Belki ileride, belki başka birine ama; şimdi değil, Microsoft'a değil, bu fiyata hiç değil!

İşte Jerry Yang'ın Yahoo için yeni mobil stratejileri »

2

Bir İnternet Girişimi Neden Yol Almaz?

indirimtv.com yeni bir internet girişimi
Son zamanlarda ülkemizde "İnternet Girişimi" kavramsal ve yapısal olarak yerini bulmaya başladı. Fakat "Girişim" kelimesinin anlamını tam olarak bilmediğimiz ve bu konuda bilgilenmeye ihtiyacımız olduğu ortada. 20.000$ ile 50.000$ arasında para harcayarak bir site yaptırmak, hiçbir zaman girişim olarak adlandırılmadı, zaten bunun dünyada da örneği yok!

Bir girişim projesindeki ana öğeleri kısaca sıralarsak,

  • Varsa benzer projelerin analizi
  • Fikrin modellenmesi
  • Tasarım kalitesi
  • Yazılım süreçleri
  • Güvenlik ve performans testleri
  • Hedef kitle uyumluluğu
  • Pazarlama stratejisi
  • PR stratejisi
  • Satış stratejisi
  • Varsa tedarik zinciri anlaşmaları
  • Varsa Bankalarla sanal pos anlaşmaları
  • MÜŞTERİ HİZMETLERİ
şeklindedir. Bu maddelerden birinin bile eksik-bozuk-yanlış olması demek, projeniz için harcadığınız para ve emeğin boşa gitmesi anlamına gelebilir.

Sevgili Mert'in blogunu okurken; daha önce ismini duymadığım, sonradan e-commerce alanında faaliyet gösterdiğini öğrendiğim "indirimtv.com" ile yaşadığı olumsuzluklardan haberdar oldum. İlgili siteyi çok değil, biraz incelemeniz yeterli. Alışveriş yapmadan önce, sizi yeterince düşündürecek bir yapıya sahip. Hele ki Mert'in blogundaki ekran görüntüleri ortadaki rezaleti gözler önüne seriyor. Eğer bir promosyon yapıp, ürünü aldığınız sırada indirimi gösterip, ürünün indirimsiz fiyatını kredi kartından çekiyorsanız ve "hani indirim?" diye sorulduğunda "bu indirim bir sonraki alacağınız ürün içindi" şeklinde bir geri dönüşte bulunursanız, sanırım ben de "Bir internet girişimi neden yol almaz?" sorusuna gerekli cevabı kısmen almış olurum. Umarım en kısa zamanda gerekli problemleri aşıp bu hataları düzeltirler.

0

Ülker Toto Starını Seçiyor

Toto Starını Seçiyor
Ülker'in farklı marka grupları, son zamanlarda yaptığı interaktif pazarlama çalışmalarıyla oldukça gündemde ve bir çok kampanyasında mobil ve interneti etkin bir şekilde kullanmakta. Bu kampanyaların faydasını artık daha iyi ölçebildiklerini düşünüyorum ki, interaktif mecraları kullanmak adına bütçelerde ayrılan yüzde payları arttırmışlar. Bunun karşılığında da, Rodeo markası için 41-29 tarafından yapılan advergame ile İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2007 (GIA 2007)'de "En İyi Oyuna Dayalı Reklam (Advergaming) Uygulaması" ödülünü almışlardı.

Şimdi ise çocukları hedefleyen Ülker Toto markası için, LuckyEye tarafından yapılan güzel bir interaktif pazarlama çalışması TotoStar ile tekrar gündemdeler. 10 hafta sürecek olan bu yarışma konseptinin temelinde, Toto yumurtalarından çıkan oyuncakların oylaması yer almakta. Seçilen 21 adet oyuncağın her birine animasyon ve seslendirme yapılarak, çocuklar için hatta belki de büyükler için gerçekten hoş bir hava yaratılmış. Şahsen ben bu animasyonlarla çok eğlendim, hangisine oy vereceğimi bilemedim :). Yalnız, wallpaper yerine daha aktif öğeler kullanılabilirmiş ve Mozilla Firefox'ta yazılar ve resimlerde biraz kaymalar yaşanıyor, sanırım bunu da en kısa zamanda gidereceklerdir. Yakın zamanda DPİD üyesi olan LuckyEye tarafından başarılı bir çalışma olmuş, Medina Turgul DDB'nin de yer aldığı projede emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.