3

Internetin Gerçek Hayata Etkisi

Facebook, Plaxo, Linkedin, Xing gibi birçok sosyal ağ ve benzeri platformlarda kişisel bilgilerimi paylaşıyorum. Doğum tarihim de bu paylaştığım bilgilerden biri. Önceki senelerden farklı olarak bu sene bir ölçümleme yapabilmek için doğum günüme 3 gün kala, üye olduğum sosyal ağlardan doğum tarihimin görünürlüğünü kapattım. Bu da sosyal ağ üzerinde bağlı olduğum arkadaşlarımın, otomatik olarak uyarılmasını engelliyordu :)

Geçen sene Facebook wall'ım doğum günü kutlamaları ile doluydu, Linkedin'de kontakta olduğum kişilerden mesajlar geliyordu, Plaxo'nun arkadaşlarıma yaptığı uyarılar sayesinde de kutlama e-postaları geliyordu. Peki ya bu sene? Sonuçları açıklayayım :) Facebook'ta 1-2 kutlama mesajı, Linkedin'den mesaj yok ve 3 adet e-posta.

Xing niye burada yer almıyor derseniz, oradan doğum tarihi bilgisini kaldırmayı unutmuşum :) Xing'de 10'a yakın kutlama mesajı alırken ayrıca Müge Cerman'a yakalanmışız. Friendfeed'de açtığı başlıkta da şöyle yazıyordu "20 kasım sevgili MK' nın doğum günü Facebook'tan tarihi kaldırınca kurtulurum sanmış ama Xing sağolsun hatırlattı :)". Bu başlığın altına da 100'e yakın kutlama mesajı geldi. En yakın arkadaşlarım bile artık arkadaş yönetimlerini internetten yapar hale gelmişler :)

Sosyal Ağlar
İşte bu, bizim internete ne kadar bağlı yaşadığımızı ve internetin gerçek hayatımızı nasıl doğrudan etkilediğini gösteren küçük bir örnek. Artık 35 yaş altı grubuna dahil kimse "şu konsere gidecek misin?" diye sormuyor, sen Facebook'tan konsere gideceğini işaretlediğin anda arkadaşın görüp o da "katılıyorum" diyebiliyor. Hayatımızı internetten yönetiyoruz ve bunun için doğru araçları kullanmak bize müthiş bir zaman kazandırabiliyor.

Kutlamaların azlığını da tamamen buna bağlamayalım, geçen seneye oranla daha az sevilen bir insan da olmuş olabilirim :))

5

Alışveriş Merkezleri Web Siteleri

İstanbul'da alışveriş merkezi denildiğinde Kanyon, İstanbul Cevahir, İstinye Park ve Astoria sık ziyaret ettiğim yerler, Capacity de Bakırköy'e yolum düştükçe uğradığım bir yer. Bu alışveriş merkezlerinin odak noktasında; keyifli bir alışveriş için oluşturulmuş kaliteli ortam olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Aynı zamanda bu alışveriş merkezlerinin bir ortak noktası da web sitelerinin Adobe Flash ile hazırlanmış olması :).

Görsellik açısından bir problem yok, hatta yeterince şıklar (Astoria hariç) fakat pek kullanışlı oldukları söylenemez, hatta içerik olarak da çok fazla fayda sağlayabildiklerine inanmıyorum. Web siteleri ile ilgili ortak bir incelemem üzerine, nelerin olması gerektiğine dair kısa ve öz bir liste paylaşayım:


  • Flash kullanılması öncelikle iPhone'da problem olacağından, mobil cihazlar için kullanışlı, görsel olarak abartılı olmayan ve çabuk yüklenebilecek ayrı bir mobil site tasarlanmalı
  • Arama motoru optimizasyonu (SEO) yapılmış web sitesi olmalı
  • Devamlı güncellenen bir Blogu olmalı
  • Etkinlikler, yenilikler ve kampanyalar hakkında her biri için ayrı RSS desteği olmalı
  • İçerik sayfalarında sosyal paylaşım araçları yer almalı (Twitter, Facebook, Digg vb.)
  • Sosyal sitelerdeki aktif hesaplarını web sitesine eklemeli

Alışveriş Merkezleri - Kanyon / İstanbul Cevahir / İstinye Park / Capacity / Astoria
Ayrıca ek olarak Twitter, Facebook, Flickr, Youtube (veya Vimeo) hesaplarını oluşturup, devamlı güncellemeliler. Hem insanların kendileri hakkında ne konuştuklarını takip ederken hem de paylaşımda bulunabilir ve daha çok kişiye ulaşabilirler.

Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorumlara buyrunuz ;)

4

Süper Fikirler ve Katilleri

Burak Hoca'nın faili belli kıyağı ile Guy Kawasaki'nin "Girişimcinin El Kitabı"nı 1 haftalığına, okuyup başka bir girişimciye vermek üzere aldım. Daha kitabın başlarında Kawasaki'nin, iş fikirlerinizi öncelikle kadınlara sormanız gerektiği üzerine bir tezi vardı. Çünkü erkekler, kadınlara oranla daha çok fikir öldürüyorlarmış. Buna ben de kısmen katılıyorum. Bence iş fikrinizi, cinsiyet ayrımından öte hangi donanımlara ve vizyona sahip birine açtığınız daha önemli.

Bir fikri hayata geçirmeden önce kendinizi kandırmamanız gerekiyor. Fikrinizi öldürmek isteyen birçok kişi olacaktır. Zaman zaman bu fikir katillerinden biri de benim. Benimle paylaşılan iş fikirlerinin birçoğunu kendimce öldürdüğüm oldu, tabii ki sebeplerim ve örneklerim vardı. Aslında birçok iş fikrine direkt olarak önyargılı davrandığımı söyleyebilirim. Çünkü fikir sahibinin neleri düşünüp hesap ettiğini, neleri araştırdığını öğrenmek istiyorum. Ben öldürücü oldukça, karşımdaki kişi fikrine ne kadar sahip çıkabiliyor, gerçekten bu konuda ne kadar bilgili ve istekli görmek istiyorum.

Seth Godin'in de dediği gibi "Yeni büyük fikriniz konusunda sizi bağırlarına basıp desteklemeyen insanları lanetlemeden önce onlara teşekkür edin. Unutmayın ki, onlar olmasaydı, sıradan bir insan olurdunuz".

2

Sanal Alışveriş Deneyimi

Market alışverişi öncesi yaptığımız klasik listeler vardır, genelikle kadınlar bu işin üstadıdır. Uzunca bir ihtiyaç listesi çıkarıp biz erkeklerin eline tutuştururlar. İnternet üzerinden de çeşitli yerlerden alışveriş yapabiliyoruz ama bu satın alma süreçlerinin ve sepet modelinin hayatımızı kolaylaştırdığını düşünmüyorum. Şimdiki modelleri biliyorsunuz, kategorizasyon ile ilerliyor. Aşağıda nasıl olmasını istediğimle ilgili küçük bir modeli paylaşmak istiyorum.

İnternetten sanal markete girdim. Sadece tek bir arama kutucuğu var ve buraya "yumurta" yazdığımda hemen kutucuğun sağında fiyatları ile birlikte yumurta çeşitleri alt alta sıralansa "Keskinoğlu 12'li 10TL, Köy Yumurtası 6'lı 4.5 TL vb." Keskinoğlu'nu fare ile seçsem hemen ardına "kaç adet" istediğimi soran bir kutucuğa "1" yazıp devam etsem ve hüp diye sepetime atıverse, yumurta yazan kutucuğu temizleyip işaretçim buraya odaklansa. Sırada ne var peynir, kutucuğa hemen yazsam aynı şekilde işlese benim için süper bir alışveriş deneyimi olurdu. Sonraki alışverişlerimde ise daha önceki seçimlerime göre belli ürün ve markaları üst sıralarda tutsa, kısa zamanda işlem yapmamı sağlasa tadından yenmez.

Ideshot'a ilk giren sanal market ile bu önerimi paylaşacağım ;) Sonuçta amaç hayatımızı kolaylaştırmak değil mi, böyle bir şeye siz ne kadar sıcak bakarsınız? Sizin daha farklı önerileriniz varsa onları da duymak isterim ;)

1

Ebültende Çıkış Linki Nerede Olmalı?

Son dönemde eposta kutum ebültenlerle dolup taşmakta. Bunların büyük bir çoğunluğunu "izin verdiğim" ebültenler oluşturuyor, bunları zevkle takip ediyorum. Diğerleri ise iznimi almaya gerek duymayan firmalar. Daha da sıkıntılı olan ise istemediğim ebültenlerin bir çoğunda "ebültenden çıkış" (opt-out, unsubscribe) linki yok! Oysa bu ebültenler gerek Outlook'um gerekse Gmail hesabımın spam filtresinden geçip doğrudan "gelen kutusu"na düşüyor.

Daha önce bu konuda birçok araştırma yapma ve bu alanda çalışma şansım olduğu için, farklı sektörlerde kişilerin davranış biçimleri ile ilgili birçok deneyim yaşadım. Bu yazıyı yazmadan önce küçük bir anket yaparak, bu soruyu (sorunu) friendfeed üzerinden de sordum. Biliyorum ki friendfeed'de işin iki tarafında da bulunan (ebülten gönderen, ebülten alan) insanlar var.

Gelen cevaplar aşağıdaki gibi yorumlanabilir.

  • Herkesin ortak görüşü; ebültenden çıkış linkinin mutlaka olması yönünde.
  • Çoğunluğa göre çıkış linki ebültenin en altında yer almalı.
  • Bir iki kişi ek olarak; çıkış linkinin üstte olmasının da problem olmayacağını dile getirdi.

Hem buradaki yorumlara hem de daha öncesinde raporladığım ebültenlere baktığımda, çıkış linkinin ebültenin altında yer alması, en doğru çözüm olarak görünüyor. Eğer izinli pazarlama dahilinde değil de spam yapıyorsanız, ilk ebülten gönderiminde çıkış linkini ebültenin en üstünde konumlandırabilirsiniz. Bununla; "report spam" butonuna daha az tıklanılmasını sağlayabilir ve dolayısıyla spam kategorisine girme ihtimalinizi düşürebilirsiniz. Tabiki spam, kesinlikle tercih ettiğimiz ve faydasını görebileceğiniz bir yöntem değil. Spam'in yapıcı olmaktan çok yıkıcı etkileri olabileceğini göz ardı etmeyiniz.

Ankete yorumları ile katkıda bulunan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum, isimleri linkte yer aldığı için her birini buraya yazmıyorum :)